|
|
 |
« : Haziran 25, 2008, 12:11:17 ÖÖ » |
|
İnebolu M.Ö 8.yüzyılda ,Ege ve Akdeniz'deki güçlü Lidya krallığının hükümranlıkları nedeniyle, Anadolu içlerine geçit vermesi, dolayısıyla Anadolu ticaretinde söz sahibi olmak isteyen Miletler tarafından, ticaret amaçlı bir kıyı kolonisi olarak eski adıyla Poyraaltı, şimdiki adıyla Boyranaltı mahallesinde kurulmuştur.
Ticaret yolları oluşturulmuş, Anadolu içlerine kadar gitme olanaklarına kavuşarak savaşta elde ettikleri ganimetleri satma yada takas edebilme olanağına kavuşmuşlardır. Ticari öneminin artmasından dolayı Arap kervanlarıda buraya gelmeye ve ticaret yapmaya başlamışlardır.
Milet'ler tarafindan ticaret kolonisi olarak kurulduğu Boyran Mahallesinde kale kalıntılarından anlaşılmaktadir. Kalenin kurulduğu yer bugün AbeşTepesi olarak isimlendirilmektedir .Büyük bir kısmı yüzyıllar içinde şehirleşme nedeni ile tahrip edilen kale kalıntısı Boyran mahallesinde hala mevcuttur. Kaleden kalan çıkan sütun, sütun başlığı gibi kalıntılar ile kesme taştan yapılmış iki katlı mezarlara rastlamak mümkündür. İnebolu' nun ilk adı İONOPOLİS' tir. Bu isimden de anlaşıldığı gibi bir İON şehridir. � İONOPOLİS � daha sonra � İNEPOLİS �, " İNEPOLİ ", Selçuklular zamanında da " İNEBOLU "adını almıştır.
Lidya krallığının yıkılmasından sonra Pers krallığı, daha sonra Roma ve Bizans imparatorluğu' nun egemenliği altında kalmıstır. 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu' ya akın eden Türk Selçuklu boyları şimdiki ismi ile AŞAĞIHATİPBAĞI mahallesine yerleşmiştir. Bu bölgeler, Candaroğulları ve İsfandiyaroğulları Beylikleri yönetimine geçmişdir.
2.Murat, İsfendiyar Beyle yaptığı savaşı kazanması sonucu İnebolu Osmanlı yönetimine girmiştir. Çok eski tarihlerden itibaren bakır çıkartılan Küre ve İnebolu çevresi artık Osmanlı olmuştur, çıkarılan madenler kervanlarla İnebolu' ya sevk edilerek gemilerle nakledilmiştir. Fatih Sultan Mehmet in İstanbul' u almakta kullandığı toplara gerekli olan alaşım katkısı bakırların teminide bu bölgeden yapılmıştır.
İnebolu' da ilk nufus dairesi 1856 yılında, Belediye teşkilatı ise, 1866 yılında kurulmuştur. 1873 yılında Küre kazasından ayrılarak ilçe olmustur.
1880 ve 1885 tarihlerinde iki büyük yangın meydana gelmiş çarşısı tamamen yanmıştır.Kastamonu ve çevresinde imar faaliyetleri ile ünlenen (Türkiyenin ilk liselerinden ABDURRAHMAN PAŞA lisesini Kastamonu' da halkın eğitimi için öğretime açan) Kastamonu valisi Abdurrahman paşa tarafindan yeni bir plan yaptırılmış ve üçüncü yangında bir şehrin tamamen yok olmaması için daha önce ahşap esaslı binalar yerine taş ( kagir ) binalar yaptırılmış . Bugünde çarşı bölümünde tarihii de olsa, ahşap bina bulunmamaktadır. Çarşı yerleşimi aynı planı muhafaza etmektedir. Belediyede 03.02.1885 tarihli plan mevcuttur.
İnebolu 1. Dünya savaşında Türk bayrağı çekilen gemilerin bombardımanına mukabele olmak üzere 19.07.1915, 20.09.1915 ve 08.01.1916 tarihlerinde 3 defa Ruslar tarafından bombalanmıştır.
1.Dünya şavaşında İşgal edilmemesine, şavaşa cephesi olmamasına rağmen Çanakkale ve Kutuluş savaşına İnebolu' nun tüm erkekleri savaşa koşmuş en fazla şehit veren ilçeler arasında sayısal ve oransal olarak İnebolu ilk sırada yer almış . İller de dahil olmak üzere oransal olarak en fazla şehit veren yer konumundadır İnebolu. Çevre okadar kayıp vermiştir ki hiç erkek kalmayan bir köyün adı da Ersizlerdere olarak değiştirmişlerdir. Savaştan geri dönen olmamıştır, savaşta o kadar çok şehit verilmiş ki çocukları savaşla ilgili bir anı bilmeden büyümüşler, dolayısı ile onlarda sonraki nesillere aktaramamışlardır.Babasının savaşa gitmiş olabileceği tahmin edilen kişilerin; babalarından, dedelerinden veya çevrelerinden, savaşla ilgili bilgiyi aktaramamasının nedeni bu olsa gerek.
Erkekler savaşa gittiğinden cepheye gitmesi gereken cephaneler geride kalan yaşlılar ve Şerife Bacılar tarafından kağnılarla Karadenizin zor geçit veren sarp ve dik yollarından gerektiğinde kağnılar itilerek, gerektiğinde sırtta taşınarak savaş bölgesine taşınmıştır. Bu arada cephe ve kağnı konvoyları için gerekli olan yiyecek ve yem ihtiyacını karşılamak için gece gündüz çalışmışlardır. Bunu en iyi anlatan kağnı ile cephane taşıma işinin sembolü olan Şerife bacıdır.
Bu arada ahaliyi meydana getirenlerden Rum'lar, şehrin hemen yanında yer alan ( Miletler ve Cenevizliler tarafından tepede ticaret merkezi olarak kurulmuş olan) halkın Geriş tepesi olarak adlandırdığı mevkide, (zaten 1897 Osmanlı-Yunan savaşı sırasında bu bölgede yaşayan Rum'lar tarafından tahkim edilerek ülkenin bölünmesi için faaliyetlerine başlamıştı.) örgütlenerek çeteler oluşturumuşlardır. (1840 yılından itibaren Pontus'u diriltmeye çalışanlar burada panayırlar kurup,Kastamonu Rum'larının da katıldığı ayinler yaparlarmış.)
Nutuk'ta ATATÜRK bu bölgeden şöyle bahsetmektedir... "1840 yılından beri, yani üç çeyrek yüzyildan beri, Anadolu'nun Rize'den İstanbul Bogazi'na kadar uzanan Karadeniz bölgesinde, eski Yunan'lılığın diriltilmesi için çalışan bir Rum topluluğu vardı. Amerika'lı Rum göçmenlerden Rahip Klematios adında biri, ilk Pontus toplantı yerini şimdi halkın Manastır dediği bir tepede İnebolu'da kurmuştu. Bu teşkilâta bağlı olanlar, zaman zaman birbirlerinden ayrı eşkiya çeteleri kurarak faaliyet gösteriyorlardı. Birinci Dünya Savaşı sırasında da, dışarıdan gönderilip dağıtılan silâh, cephâne, bomba ve makineli tüfeklerle, Samsun, Çarsamba, Bafra ve Erbaa Rum köyleri sanki bir silâh deposu durumuna gelmisti."
Rum'lar çeteler oluşturup işgal kuvvetlerine istihbaratta bulunmakta, şehirde terör estirme çabası içine girmişler, toplanma yeri olarakta bu yerleşim yerlerini kullanmışlardır.Kendi arasında örgütlenen,cephane taşıyan denk kayıkcıları ve askerler tarafından mahallerinde tutulmuşlar cephane sevkiyatına zarar vermeleri önlenmiştir.
1920-1922 yıllarında Anadolu'nun her tarafi işgal edilmiş TBMM Hükümeti yeni kurulmuş olup,İnebolu, Ankara'nın en kısa,güvenli,fedakar, giriş limanı olduğundan, değerli kumandanlarin, Milli mücadelenin ateşliyicisi fikir ve siyaset adamı,savaşmak için cepheye gitmek isteyen birçok asker ve sivilin, uğradığı zorunlu istasyon olmuştur. O devirde İnebolu'da gizli bir askeri teşkilat mevcut olup Ankara'ya geçmek üzere gelenler burada 15 gün ile 2 ay arasında ikamete mecbur edilir, haklarındaki gizli soruşturma yapıldıktan sonra Ankara'nın emri üzerine geçiş izni verilirdi. Tahkikat neticesinde Ankara'ya geçmeleri uygun görülmeyenler geri çevrilirdi. Bunlardan bir zabitle birlikte İnebolu'ya gelen şehzade Ömer Faruk Efendi Ankara'ya geçmek istemişse de isteği uygun görülmediğinden İstanbul'a geri çevrilmiştir. O günlerde İnebolu'ya gelen bir çok zabit ve sivil aydınlardan başka , Ankara Hükümetinin İstanbul'da bulunan gizli teşkilatı tarafindan kaçırılan silah ve cephaneler gemilerle İnebolu'ya gelir, İnebolu kayıkcılar ve halkın istiklal aşkıyla yanan kalpleri ve insan üstü gayretleriyle sahile çıkarılıp depolanır ve buradan bölge halkının kadın, erkek, çocuk, yaşlılar sırtalarında ve merkepler , kağnılarla taşıdıkları cephaneler cepheye ulaştırılırdı. Bu türlü gayretler bütün harp yılları boyunca devam etmiştir.
Bu sevkiyatın önemini bilen İnebolu ve çevresindeki tüm yerleşim birimleri BÜYÜK ATA' nın sözlerini duymuş gibi büyük fedakarlık ve kahramanlıkla getirilen cephaneleri,yine büyük fedakarlık ve azimle sevkiyata devam etmiştir.
Mustafa Kemal şöyle demişti.. “ Gözüm Dumlupınar'da (Sakarya'da), Kulağım İnebolu'da ” diyerek çalışmalarının önemini belirtmiştir
Yaşlılar, kadınlar, ve çocuklar dışında fiziki güç bulunmamasına rağmen hızla cephane sevkiyatının sürmesi ve rum çetelerinin sevkiyata engel olamaması, Yunan güçlerini fiziki müdahale yapmaya sevk eder. 09-06-1921 Kurban Bayramının ikinci günü, Yunan' lılara ait iki savaş gemisi İnebolu önlerine gelerek şu notayı verir.
İnebolu En Yüksek Mülki ve Askeri Amirliğine 09.06.1921 1- İskele inzibatının teslimi 2- Bütün bahriyenin teslimi 3- Askerlerin kendi tüfek menzillerinden dışarıya çıkarılması. 4- Mevcut topların kamalarinin teslimi. 5- Bu notanın 2 saat zarfinda tatbike konuldugunun bildirilmesi. Aksi taktirde İnebolu önünde bulunan Yunan Kumandanlığı bu notanın gereğini zorla tatbik edecektir. Alınan bu nota derhal Kastamonu Valisi Muhittin Paşa'ya telgrafla bildirilir. Alınan cevabi nota metni, aynen Yunan komutanlığına tebliğ edilir. İnebolu önünde bulunan Yunan Filosu Komutanlığına 09-Haziran-1921. İnebolu Askeri ve Mülki Amirliğine verdiğiniz notta isteklerinizin muhteviyatını aldım. İnebolu açık limandır. Açık limanlar dünya devletleri kararnamesi mucibince taarruz masundur. Havalim altındaki halk galyandadır. İnebolu liman ve kasabasının cebren işgal edildiği taktirde havalim altındaki Rum-Ortodoks mezhebindeki cemaatin hayatının tehlikede olduğunu bildiririm (Kastamonu ve Bolu Havalisi Kumandanı ( Mirliva Muhittin). Cevabi nota Yunan komutanlığına tebliğ edildikten sonra şehir bombardıman edilir. Tarihin garip bir cilvesi olarak çarşı içindeki, sahilde yığılı bulunan cephaneler isabet almamıştır. Atışların çoğu isabetsiz kalmış ( Halk arasında şöyle bir rivayet de var. En önemli bombalamalardan biri Kurban Bayramı sabahı olmuştur. İnsanlar namaz kılarken bomba hemen cami yanına düşmüş. Ama patlamamış şans eseri olarak. Onu dine yoranlar olmuş, hatta " Allah'ın kudreti sayesinde patlamadı " denilmektedir.) düşman güllelerinin yağmuru altında halk çoluk-çocuk, kadın , ihtiyar ile insan üstü bir gayret sarf ederek ateş hattinın gerisine nakledilmiştir.Karşı top atışlarıyla da düşman torpidoları uzaklaşıp gitmiştir. İnebolu'nun istiklal Savaşındaki fedakarca çalışmalarından dolayi TBMM kararıyla İnebolu Kayıkcılar Loncası ve halkına istiklal Madalyası ile Berati verilmiştir. Her yıl 9 Haziran Günü, İnebolu'nun şeref ve Kahramanlık Günü olarak şenliklerle kutlanmaktadır. İnebolu'nun istiklal savaşındaki yeri, sadakati , istiklal Savaşının İnebolu-Kastamonu havalisi deniz ve kara harekatı yazarı Sayın Nurettin Peker'in kitabında anlatılmaktadır.
* İnebolu'ya önem vermiş ve İnebolu'nun bu destansı mücadelesi 11 Şubat 1924 tarihinde TBMM.nin çıkarttığı 66 Numaralı Kanunla “Beyaz Şeritli” istiklal madalyası ile ödüllendirilmiştir.
1923 de Cumhuriyet in ilanindan sonra Yunan Hukumeti ile yapilan mubadele anlasmasi muteakip ilcemiz ve cevresindeki Rumlar Yunanistana hicret etmisler ve inebolu da hic bir Rum azinligi kalmamistir.
|